Malum; Nerede bir yenilik görse insanoğlu, KİM olmadan ayakları yere basamıyor, hep bir “KİM çözer bu işi” tatavası dönüyor!

Kırk kere söyledim; Evimde kalabalık istemiyorum, huzurumu kaçırmayın, kedinin aklına tuhaf tuhaf şeyler getirmeyin, karpuz kabuğu düşürmeyin! Efendim sanki ben bunları hiç söylememişim… Sabah uyandım, gözümü açar açmaz bir baktım bizim alt katta hiç tanımadığım bir sürü insan! Önce “evi mi satıyor bizimki, dışarıda mı kalacağım yoksa” diye bir korktum, yalan değil.  Kıvrak slalomlarla yatak odasının köşesine saklandım. Sonra bir baktım, Kameralar, Şaryolar, Tripodlar, ışıklar… Hava yağmurlu, evin içine güneş hakim! Bizimki de şıkır şıkır giyinmiş, bir makyöz makyajını yapıyor, öbürü saçını maşalıyor… O an anladım ki bir film dönüyor içeride. İyi de bana niye söylenmiyor? Merdivenlerden aşağı baktım; bir çekim ortamı; bizim “önlüklü” gelmiş orada poz veriyor artist artist! Boynuna da steteskopu takmış! Bunun ne işi var burada? Kıl bir adam var, sandalyesinde YÖNETMEN yazıyor, “Stop! Kim gelsin artık” diye bağırdı… Neye stop? Adımın arkasından “gelsin” diye bir emir kipi de kullanıyor haspam! Sinirlenip, kendimi yatağına altına sakladım… Bizimki geldi, yalvarıyor çıkayım diye… Çıkmadım! Hepsini ben hesapladım!

Neyse sonra olay tatlıya bağlandı… Bizimki durumu izah etti: Sapphere mamalarının reklam filmi çekiliyormuş, baş role de beni düşünmüşler. Konu, biriciğim Sapphere olunca akan sular durdu tabi! Oynarım dedim!

Çekim başladı, ilk sahnede bizimki kapıdan içeri giriyor “Kim, bak sana ne aldım?” deyip çantasından SIRADAN MAMA çıkarıyor. Neymiş efendim? Ona doğru koşacakmışım, beni sevecekmiş… SIRADAN MAMA veren kime sevdirmiş ki KİM kendini? Tabii ki cevap vermiyorum! O mama değişecek! Sapphere gelecek ki ben de rolümü oynayayım değil mi? Arkamdan Haspa Yönetmen, “Hadi Kim, Hadi” diye çığlık atıyor… Duyar mıyım? Bir sahne için 2 saat beklettim salakları!

Sevgili okur, ülkemizde, setlerde işler o kadar acele yapılmak isteniyor ki oyuncuya senaryo dahi anlatılmıyor. Bana anlatsalar rolümü, o SIRADAN MAMA’nın geçici bir rol olduğunu, ben de gideyim. Ama yok, bu Haspa Yönetmen’le Senarist Kabasakal, birleşmişler, bana senaryoyu anlatmadan oynatmaya çalışıyorlar. Yer miyim? Sapphere’den başkasını yemem! Yemedim de…

Onların iyice bir canını çıkarttım. Gittim odamda biraz kestirdim. Durumu anlattılar, tamam dedim. Oynamaya başladım. Haspa Yönetmen, Senarist Kabasakal’ın kuklası olmuş! O ne yazmışsa, yönetmen onu çekiyor! Yahu bir danışın Kim’e! Kedi alemini daha mı iyi biliyorsunuz Kim’den?

Uyku sonrası baktım biraz sakinleşmişler. O emir kipleri yerini yalvarmalara bırakmış. Misal, bir sahnede masanın üzerine zıplıyorum sözde, inadına bekledim! Bakalım, “lütfen” ağızlarına yakışacak mı? Nitekim çok yakıştı! Tam yalvarmaya başladılar, pat atladım masaya!

Başka bir sahne, masanın üzerine bir vazo koymuşlar, onu devirecekmişim. Günlük hayatta iş bile değil, saniyesinde dağıtırım ortalığı! Ama emir kipine gelemiyorum kardeşim! Kabasakal Senarist, bana bu rolü “yapacak” diye yazmış ya; inadına yapmıyorum… Dua etsinler, bizimkine kıyamıyorum. Bir de maazallah Sapphere’i keser, beni kapının önüne koyar, bana sonra kim Sapphere alır? Kim’in Kimle imtihanı olur bu?

Bizimki çok yalvardı ve ona kıyamadığım için vazoyu da devirdim. Sonra bu haspa yönetmen beni bir yerden bir yere yürütmeye karar vermiş kafasına göre… Yürümedim tabii ki! Bizimki de can! Arada Kim’in uykuya da ihtiyacı var! Gittim, salonda uyudum. Sanırım o ara da bir şeyler çekti bu zibidiler. Kediye uykusunda bile rahat vermiyorlar.

Sözlerimin sonuna gelirken en sinirlendiğim sahneyi de yazmadan edemedim sevgili okurlar! Bu Kabasakal Senarist var ya; bu öyle bir şey yazmış ki… Kanım dondu! Neymiş efendim, bizimki beni bir sahnede kapı dışarı edecekmiş! Olacak iş mi? Bir iki çekim yapıldı! Yok, oynayamıyorum! Psikolojim bozuldu! Arada bizimkinin gözyaşlarını görüyorum; kapı arasından ona hüzünle bakıyorum! Bir kabus gibiydi tanrım! Böyle bir dramın neyinden tatmin olduysa sapık ve Haspam Yönetmen “tamam, kestik, harika oldu” dedi. Ulan nesi harika? Beni kapı dışarı mı ettirmek gayen?

Son sahne buymuş…

Artık işi kurguda göreceğim ve sonuç eğer istediğim gibi çıkmazsa tüm bantları ve bilgisayar kablolarını tek tek kemireceğim!

Velhasıl kelam sevgili okur, anladım ki bu mama alemi, reklamlar, filmler, senaryolarla beraber vahşi bir cangıla dönüşmüş durumda. Ben ne bu Haspa Yönetmen’e ne de onunla aynı kaptan su içen Kabasakal Senarist’e güvenirim!

Sizler de güvenmeyin!

Bu reklam alemlerini falan hiç iplemeden, Yalnızca Sapphere mamanızı alın kedilerinize…

Sonuçta artık ben de kediler alemi için bir “sanat güneşi” olmaya başladım değil mi?

 

Yorum Yap